Giriş: Ölüm, Bilgi ve Etik Bir Sorun Bir sabah uyanıp gözlerimizi açtığımızda, her şeyin yerli yerinde olduğunu düşündüğümüzde, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ederiz. Hayatın ve ölümün iç içe geçtiği, anlamın zamanla nasıl şekillendiği soruları da bu anlarda gelir. Diyarbakır Galeria Sitesi’ne dair yazılanlardan birçoğu, bir trajediyi hatırlatıyor. Bir yapı, bir inşa süreci, bir bina… ve arkasında kalan hayatlar. Diyarbakır Galeria sitesinde kaç kişi öldü? sorusu, aslında çok daha derin bir felsefi anlam taşıyor. Bazen ölüm, bir sayının ötesinde anlamlı hale gelir; arkasında yatan toplumsal sorumluluklar, etik yükümlülükler ve insanın bilgiye dair sınırları vardır. Öyleyse, ölümün bir sayıdan daha…
Yorum Bırakİpucu Dolu Hikayeler Yazılar
AC Gerilim Nasıl Ölçülür? Sosyolojik Bir Bakış Bir insan, toplumsal yapılar içinde yaşamını sürdürürken, her gün küçük ama önemli bir dizi hesaplama yapar. Elektrik prizine takılan bir cihazdan, sokak lambalarının yanıp sönmesine kadar her şeyin ardında bir ölçüm ve denetim vardır. Toplum olarak biz, hem bireysel olarak hem de kolektif bir şekilde bu ölçümlere dayanarak bir düzen kurarız. Ancak bu düzenin arkasında ne kadar görünmeyen güç ilişkisi ve norm var? Gerçekten, modern dünyanın her köşesinde ölçülen AC geriliminin, güç yapılarıyla ne gibi benzerlikleri olabilir? Elektrik akımının doğru ölçülmesi, toplumsal düzenin sağlanmasına da benzer bir şekilde, dengeleri kurmaya ve bozmaya yönelik…
Yorum BırakSTeP Belgesi Nedir? Farklı Bakış Açılarıyla Değerlendirme Son zamanlarda, özellikle iş dünyasında ve eğitim alanında sıkça duyduğum bir terim var: STeP belgesi. Gerçekten ne anlama geliyor? Bunu sadece resmi bir evrak olarak mı görmeliyiz, yoksa toplumsal ve kişisel bir anlamı da var mı? Bu yazıda, STeP belgesinin ne olduğunu, farklı perspektiflerden değerlendirerek anlamaya çalışacağım. Hem mühendislik bakış açısıyla hem de daha insani ve sosyal bir gözle yaklaşarak bu konuyu inceleyeceğim. Hadi gelin, birlikte keşfe çıkalım. STeP Belgesi Nedir? Analitik Bir Bakış Açısıyla İçimdeki mühendis her zaman en pratik, en mantıklı çözümü tercih eder. Hadi, bu bakış açısıyla başlayalım: STeP belgesi,…
Yorum BırakFuhuştan Yakalanınca Ne Olur? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektifinden Bir İnceleme Hayat, sürekli bir varlık ve yokluk mücadelesi, kimlik ve etik değerler arasında bir denge kurma çabasıdır. Her birimiz, toplumsal ve bireysel kurallar arasında sıkışmışken, kimliğimizin derinliklerinde sorgulamalarla karşılaşırız. Bir soru vardır ki, sürekli etrafımızı sarar: “Bir birey ne zaman suçlu sayılır? Toplum, insanın davranışlarını neye göre belirler ve neden?” Bu sorular, insanın varoluşunu anlamaya çalışan felsefi bir çerçeve sunar. Fuhuş gibi etik ve toplumsal normların belirgin şekilde devreye girdiği bir konu, tam da bu tür sorgulamaları körükler. Fuhuştan yakalanan bir birey, bu süreçte ne tür bir varoluşsal, etik ve…
Yorum BırakBach Ne Çalıyor? Edebiyat ve Müzik Arasındaki Anlatısal Bağlantılar Kelimeler, anlamdan çok daha fazlasını taşır. Her cümle, bir dünyanın kapılarını aralayabilir; her kelime, bir öykü anlatabilir. Edebiyatın gücü, okuyucusunu bazen görünmeyen, hissedilmeyen bir yere götürmesidir. Tıpkı bir müzik parçasının, notaların derinliklerinde kaybolan bir ruh gibi, kelimeler de bazen sesini duyurur, bazen ise sadece yankı yapar. Johann Sebastian Bach’ın müziği gibi, edebiyat da bazen anlamın sınırlarını zorlar, bazen de kelimelerin içinde bir anlam boşluğu yaratır. Peki, Bach ne çalıyor? Bu soruyu edebiyat perspektifinden yanıtlamak, müzik ile edebiyatın kesişim noktasında bir keşfe çıkmaktır. Bach’ın müziği, her bir notasında duygusal bir iz bırakırken,…
Yorum BırakDoğum Kaşığı Nedir? Edebiyat Perspektifinden Derinlemesine Bir İnceleme Kelimeler, bazen bir dünyayı inşa eder, bazen de bir insanı yeniden doğurur. Bir anlatıcının kullandığı her kelime, bir anlam evreni yaratır; o evrenin içinde, semboller, imgeler ve anlatı teknikleri birbirine karışarak güçlü bir dönüşüm süreci başlatır. Edebiyat, sadece bir dilsel ifade biçimi değildir; aynı zamanda bir kavrayış, bir hissediş biçimidir. İşte bu noktada, “doğum kaşığı” gibi bir terimin edebiyat dünyasında nasıl bir anlam kazandığını, sembolik ve edebi bir bağlamda ele almak, onun gücünü keşfetmek, bize insanlık durumunu, yaşamın ve ölümün kesişim noktasındaki anlamı anlatabilir. Peki, “doğum kaşığı” nedir ve edebiyat dünyasında nasıl…
Yorum BırakFrenk Üzümü Evde Yetişir mi? Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Üzerine Bir Sosyolojik Bakış Evlerimizde doğanın pek çok güzelliğini deneyimleyebiliriz. Peki ya evlerimizde yetiştirebileceğimiz bir bitki olan frenk üzümünü evde yetiştirmek mümkün mü? Her gün daha çok şehirleşen, betonlaşan, doğadan uzaklaşan bir dünyada bu soru aslında sadece bir bitkinin yetişip yetişmeyeceğiyle ilgili değil. Sosyolojik açıdan bakıldığında, evde bitki yetiştirmek, toplumsal normlar, kültürel pratikler, cinsiyet rolleri ve güç ilişkileri gibi daha derin dinamikleri de içine alır. Bir toplumun bireyleri, doğal çevreyle nasıl etkileşimde bulunuyor? Ve bu etkileşim, o toplumun güç yapılarını ve eşitsizliklerini nasıl yansıtıyor? Frenk Üzümü: Tanımı ve Yetişme Koşulları…
Yorum BırakBitki Filizlendirme: Edebiyatın Sembolizmi ve Anlatı Teknikleriyle Bir Analiz Edebiyat, yalnızca kelimelerden oluşan bir yapı değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını ve doğayla olan derin ilişkisini yansıtan bir aynadır. Metinler, adeta tohumlar gibi, okuyucunun zihinlerinde filizlenir ve büyür; kimi zaman içsel dünyaların derinliklerine iner, kimi zaman da toplumsal yapıları sorgular. Bir bitkinin filizlenmesi gibi, bir edebi anlatı da tohumlarını atarak, zaman içinde anlam kazanır, gelişir ve şekil alır. Ama bu filizlenme süreci nasıl işler? Tıpkı bitkilerin toprağa düştükten sonra büyümeye başlaması gibi, kelimeler de içsel bir toprakta kök salar ve okurun zihin dünyasında anlam kazanır. Peki, bitki filizlendirme ile edebiyat…
Yorum BırakOruç Kefareti ve Siyasal Güç İlişkileri: İktidar, Kurumlar ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Analiz Her toplum, belirli kurallarla işleyen bir düzene sahiptir. Bu kurallar, bireylerin davranışlarını şekillendiren, toplumsal yapıyı düzenleyen ve devletin meşruiyetini sağlamak için varlık gösteren ideolojilerden beslenir. Modern dünyada, siyasal kararlar ve düzenler, genellikle ekonomik ve toplumsal düzene ilişkin sınırlı bir görüşle şekillenir. Ancak, bazen oldukça kişisel olan bir mesele bile, toplumsal yapıyı derinden etkileyebilir. Oruç kefareti konusu, tam da bu noktada dikkate değer bir örnektir. Bir bireyin dini sorumluluğunu yerine getirememesi durumunda uygulanan oruç kefareti, sadece dini bir yükümlülük değil, aynı zamanda iktidar, devlet politikaları, yurttaşlık ve…
Yorum BırakCezben Ne Demek? Siyaset Bilimi Perspektifinden Güç, İktidar ve Katılım Günümüzde, toplumların yönetilme biçimleri, bireylerin katılım düzeyleri ve iktidarın şekli üzerine çok fazla düşünülüyor. Siyaset, sadece hükümetin veya devletin işleyişi değil, aynı zamanda bu işleyişe nasıl dahil olduğumuz, nasıl etkilendiğimiz ve nasıl etkilemeye çalıştığımızdır. İşte bu noktada “cezben” kelimesi, daha derin anlamlar taşır. Cezben, genellikle bir şeyin insanı çekmesi, ona karşı bir ilgi ve bağlılık duygusu uyandırması olarak tanımlanır. Ancak siyasal bir bağlamda cezben, halkın veya bireylerin iktidara, kurumlara, ideolojilere duyduğu çekim gücünü ifade etmek için oldukça anlamlı bir kavram olabilir. Bu yazıda, cezbenin siyaset bilimi perspektifinden nasıl bir işlevi…
Yorum Bırak