İçeriğe geç

Az konuşmak faydalı mı ?

Az Konuşmak Faydalı mı?

Bazen, daha fazla söylemek gerekirken susmak, bazen de susmak gerekirken söylemek… İnsan, hayatta en çok bu ikilemlerle yüzleşiyor. Az konuşmak faydalı mı? Bu soruyu kafamda son zamanlarda daha fazla duymaya başladım. Bunu size anlatmaya çalışırken belki de kendi hikâyemi de biraz daha fazla paylaşacağım.

İçimdeki Sessizlik

Kayseri’nin o tipik soğuk akşamlarından biriydi. Yavaşça çiseleyen yağmur, şehri sarhoş bir sessizliğe boğuyordu. Bir kafenin köşe masasında tek başıma oturmuş, yazdıklarımı gözden geçiriyordum. Kalbim, aklımdan çok daha hızlı atıyordu. Sonra birden telefonuma mesaj geldi: “Yine mi yalnızsın? Neden bir türlü kimseye doğru düzgün bir şeyler söylemiyorsun?”

Mesaj, bana yıllardır aynı şeyi soran, Kayseri’nin en samimi arkadaşım olan Emre’den gelmişti. Ama bu kez soruyu biraz farklı sordum. İçimden bir ses, “Az konuşmak faydalı mı?” diyordu. Bu kadar sessiz bir hayatın içindeyken, susmanın bana gerçekten bir şeyler kazandırıp kazandırmadığını merak ediyordum.

O an fark ettim ki, yıllardır belki de az konuşmakla içimdekileri bu kadar çok biriktiriyordum. Konuşmadıkça düşünceler birikiyor, biriktiğinde ise kalbinin derinliklerinden çıkmaya başlıyordu. Ama bir yandan da o suskunluğun içinde bir başka sessizlik vardı; bu, doğru zamanda konuşmamanın verdiği hayal kırıklığıydı.

Sözsüz Bir Bağlantı

Bir yıl önce, bir yaz akşamında Emre ile yürürken, içimi dökme ihtiyacı hissetmiştim. O günlerde, her şey karmakarışıktı. Ailemin beklentileri, arkadaşlarımın görüşleri, kendi içimdeki huzursuzluklar… Birçok kez Emre’ye, “Bazen ne kadar sessiz olursam, o kadar rahatlıyorum,” demiştim. O da bana, “Bazen doğru zamanda sessizlik, konuşmaktan çok daha değerli olur,” demişti.

Ama yine de bir şeyler söylemem gerektiğini düşünüyordum. Emre’ye hiç söylememiştim, ama bazen sadece konuşmak, içindeki bu sessizliği dışarıya atmak insanı hafifletiyor gibi hissediyordum. O gece de, anlatmaya başladım. İçimdeki sıkıntıları, kaybolmuş gibi hissettiğim günleri, her bir soruyu, cevapsız kalan cümleleri… Ama konuşurken, o kadar eksik hissediyordum ki. Her cümlem yarım, her kelimem eksikti. Sessizliğin içinde kaybolan duygularımı kelimelere dökmek, beni kendimden daha da uzaklaştırıyordu.

O an fark ettim, bazen konuşmak, başkalarının beklentilerini karşılamakla ilgilidir. Fakat konuşurken, o an gerçekten seni anlatıp anlatamadığını bile bilmiyorsun. O yüzden mi fazla konuşmak, insanın ruhuna faydalı olmuyordu? Sadece ihtiyacı olmayan kelimeleri paylaşmak, gereksiz yükler taşımak gibiydi.

Bir Yudum Sessizlik

Zamanla, ne kadar az konuştuğumu fark ettim. Belki de konuşmak, bana hiç bu kadar anlamlı gelmemişti. İnsanlar her gün birbirlerine binlerce kelime söyleseler de, çok azı kalıcı oluyor. O kadar çok sözcük arasında, bazen bir bakış, bir gülümseme ya da sadece sessizce var olmak her şeyi anlatabiliyor.

Bir gün, bir arkadaşımın doğum günü partisindeydim. Çevremde bir sürü insan vardı, herkes birbirine anlatacak bir şeyler buluyordu. Ama ben o kalabalığın içinde sadece sessizdim. İçimden bir ses, “Bugün konuşmasan da olur,” diyordu. Yalnızdım ama yalnızlık beni korkutmuyordu. O kadar çok insanın içinde, kendimi kaybetmiş gibi değil, aksine kendimi bulmuş gibiydim. Bazı geceler var ya, ne kadar susarsan sus, seninle birlikte konuşan bir ruh vardır. O akşam da öyle oldu.

İnsanlar, her zaman beklediğim gibi duygularımı anlamadı, belki de anlamadılar. Ama bana sorarsanız, o geceyi konuşarak anlatmak yerine, içimdeki hisleri anlamak daha değerliydi. O an, fazla konuşmanın bir fayda sağlamadığını düşündüm. Konuşmak, bazen durup düşünmeden yapılan bir eylemken, az konuşmak, ne dediğini gerçekten bildiğin bir eylemdi.

Az Konuşmak, Gerçekten Faydalı mı?

O günden sonra, bir zamanlar sık sık konuşarak kendimi ifade etmeye çalışan o genç kız, zamanla biraz daha sakinleşti. Az konuşmak, ona faydalı oldu. Belki de az konuşmak, o kadar da kötü bir şey değildi. Kendi içimdeki sesin, ne zaman çıkması gerektiğini anlayabilmek, ona zaman tanımak, o sesin değerini bilmek gerekirdi.

Emre’nin sözleri de hala aklımda: “Bazen doğru zamanda susmak, her şeyin en doğru şeklidir.” Konuşmadan önce, her zaman düşündüm. Belki de bu, bana ne kadar faydalıysa, başkalarına da o kadar faydalıdır. Hayat, her zaman istediğimiz kadar konuşmak için değil, doğru zamanda doğru şeyleri söylemek için vardır.

Ve ben, bazen susarak bu hayatı daha derinden anladım.

Sonuç: Duygularımı Susarak Paylaştım

Geriye dönüp bakınca, az konuşmanın gerçekten bir faydası olup olmadığını görmek kolay değil. Ancak şunu biliyorum: Bazen susmak, anlatamayıp içime atamadığım duyguları daha derinlemesine hissetmeme sebep oldu. Az konuşmak, düşüncelerimi düzenlememe, duygularımı netleştirmeme yardımcı oldu.

Belki de, az konuşmak faydalıdır. Ama sadece doğru zamanlarda ve doğru şekilde yapıldığında.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
hiltonbet güncel giriştulipbet.online