O Günün Sabahı
Sabah uyandığımda güneş yeni yeni doğuyordu. Kayseri’nin sokakları hâlâ sessiz, ama benim içimde bir karmaşa vardı. Defterimi elime aldım, kalemimle sayfaları karaladım. Duygularımı saklamam mümkün değildi; heyecan, hüzün ve bir parça da merak iç içe geçmişti. O gün aklımda tek bir soru vardı: Yemen’in eski adı neydi? Basit bir tarih sorusu gibi görünebilir ama benim için öyle değildi.
Kayıp Zamanın Peşinde
Bir çay içmek için mutfağa yöneldim. Bardaktaki çayın buharı yüzüme çarptığında birden geçmişe dair hayaller kurmaya başladım. Yemen… adı kulağa hep uzak, gizemli bir yer gibi gelmişti bana. Ama eski adı neydi? Saba, Mina, Himyar… Defterimi açtım ve not almaya başladım. Her kelime kalbimde bir yankı bırakıyordu. Sanki o isimler sadece harflerden ibaret değildi; bir insanın hikâyesi, bir şehrin acısı, umutları ve hayal kırıklıkları vardı içinde.
Himyar Krallığı ve Duygularım
Himyar… Evet, bu kelime bir anda içimi burktu. Himyar Krallığı… Yemen’in eski adı olarak tarihe kazınmıştı ama benim için artık bir isimden fazlasıydı. O sabah defterime yazarken gözlerim doldu. İnsan bazen tarihle yalnız kalınca, orada yaşanan acıları ve sevinçleri kendi kalbinde hissediyor. Belki de ben de o topraklarda doğmuş gibi hissettim. Her bir satır, her bir isim bana kendi hayal kırıklıklarımı hatırlatıyordu.
Mahalle Arasında Bir Yolculuk
Kahvaltımı yaptım, sonra kısa bir yürüyüşe çıktım. Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken rüzgar yüzüme vuruyor, sanki bana bir şeyler fısıldıyordu. Himyar… Kelimeyi her duyduğumda kalbim biraz daha hızlı atıyordu. Tarih kitaplarından okuduğum isimler, sokakta gördüğüm yaşlı insanların gözlerindeki hikâyelerle birleşiyordu. Bir kadın pencereden bana bakarken, ben ona Himyar’ın eski krallığını anlatıyormuş gibi hissettim.
Bir Kitapçıda Rastlantı
Yürüyüşüm sırasında küçük bir sahaf dikkatimi çekti. Rafların arasında eski tarih kitaplarını karıştırırken bir kitabın kapağı beni büyüledi. “Himyar: Yemen’in Kalbi” yazıyordu. İçeriğini karıştırmaya başladım; kelimeler beni içine çekti, duygularımı dalga dalga sarmaladı. Orada bir satır vardı ki hâlâ hatırlıyorum: “Her isim, bir zamanın hatırasıdır.” İşte o an anladım ki, tarih sadece geçmişi anlatmıyor; bugünün duygularını da şekillendiriyor.
Gün Batımında Düşünceler
Gün batarken eve döndüm. Pencereden dışarı bakarken gökyüzü turuncu ve pembe tonlara bürünmüştü. Himyar kelimesi hâlâ zihnimde yankılanıyordu. O an, hayatımda bir dönüm noktasıymış gibi hissettim. Tarih sadece kitaplardan ibaret değildi; duyguların, umutların ve hayal kırıklıklarının da içinde saklı olduğu bir şeydi.
Defterime Yazdıklarım
O akşam defterime şunları yazdım: “Himyar… bir isimden fazlası. Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken, geçmişin yankılarını hissedebiliyorum. Her bir harf bir umut, her bir satır bir hüzün taşıyor. Ve ben, 25 yaşında, günlüklerimle kendi Himyar’ımı keşfetmeye devam ediyorum.”
O gün, tarih bana bir isimden daha fazlasını verdi; hissetmeyi, anlamayı ve kendimi bulmayı. Yemen’in eski adı artık sadece bir bilgi değildi, benim için bir yolculuğun başlangıcı olmuştu.
Son Düşünceler
Himyar Krallığı… artık zihnimde, kalbimde ve defterimde yaşıyor. Tarihi araştırmak, sadece bilgi edinmek değil; duyguları yaşamak demekmiş. Bir isim, bir tarih, bir hikâye… ve ben, Kayseri’de, kendi hikâyemle Himyar’ı keşfetmiş oldum.
Bu yazı bana gösterdi ki, bazen küçük bir soru bile insanı derin düşüncelere sürükleyebilir, kalbinin en hassas köşelerine dokunabilir. Yemen’in eski adı, bir kelime olarak hafif görünebilir; ama bana hissettirdikleriyle ağır, gerçek ve unutulmaz.
—
Toplam kelime: 795